Gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere göç eden insanlarda bir-iki nesil sonra kanser çeşitliliğinde artma görülmüştür.Bu artışta bize beslenme ve çevre faktörlerinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.Şimdi beraberce beslenmede önemli olan konulara yeniden dönelim.

Aşırı şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişkiyi zaten bilmekteyiz.Kanser dokusu da şekere hem çoğalma hem de yayılma için ihtiyaç duyar.Aynı zamanda aşırı şeker ve un tüketimi insulin direncine (metabolik sendrom) yani hiperinsülinizme neden olur.Bu da serbest IGF-1 düzeyini artırır.Yüksek IGF-1,hücre çoğalmasını kontrolsüz bir şekilde artırarak kansere neden olabilir.Peki ne yapmalıyız?Un ve şekerden yapılan yiyecekleri en aza indirelim.Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği,çavdar,yulaf ve kepek ekmeği yiyelim.

Tatlandırıcıları asla kullanmayalım,içinde aspartam olan hiçbir yiyeceği ve içeceği satın almayalım.

Nitrat ve nitritler özellikle sucuk,salam,sosis ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinde koruyucu,renklendirici ve lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.İşlenmiş et ürünlerine katılan soyada nitrat miktarını artırmaktadır.Nitratlı gübreler de sulardaki nitrat miktarını artırmaktadır.Nitrat ve nitritlerin mesane ve yumurtalık kanserlerini artırdıklarını biliyoruz.Et yüksek ısılarda ızgara,mangal,tütsüleme gibi pişirilmemelidir,kanserojen olabilir.

Kızartma yağları tekrar kullanılmamalıdır,kesinlikle zararlıdır.

Yapılan çok sayıda araştırmada süt tüketimi arttıkça bir çok kanser türünde de artma görülmüştür.Sütte bulunan kimyasallar da suçlanabilirse de en önemli faktör sütte doğal olarak bulunan IGF-1 dir.Düzeyi yükseldikçe prostat,kolon ve meme kanseri sıklığı da artmaktadır.Süt ve yoğurdun içine konulan yüksek miktarda ki şeker de IGF-1 düzeyini artırır.IGF-1 pastörizasyondan da etkilenmemektedir.

Soyaya gelince,son yıllarda yapılan araştırmalar soyanın aşırı öströjen içerdiğini ,kansere yatkınlığı artırdığını göstermiştir.Bu nedenle başta hamileler,çocuklar ve kanserliler olmak üzere herkes soya preparatlarından uzak durmalıdır.

Yüksek miktarda aflatoksin içeren gıdaları yiyenlerde karaciğer kanseri daha fazla görülmektedir.Bulgur,mısır,yer fıstığı,pirinç,buğday,fındık,pulbiber,süt tozu ve yağlı tohumlarda bulunabilir.

Alınan tuz miktarı arttıkça,mide kanseri oranı da.artmaktadır.Yemeklerde az tuz kullanın ve sofranıza tuzluk koymayın.

Sarı unun beyazlatılmasında kullanılan kimyasallar nedeniyle beyaz ekmek tehlikeli olabilir.

Yapılan araştırmalar su florlaması yapılan bölgelerde kanserin daha fazla görüldüğünü göstermektedir.Çocuklarımız dişlerini fırçaladıktan sonra tükürmeyi öğreninceye kadar diş macunu kullanmamalı boş fırça ile dişlerini fırçalamalıdırlar.

Akrilamid adı verilen kimyasal madde hazır ve kızartılmış gıdalarda cips,bisküvi,kahvaltı gevrekleri,kahve ve kızartılmış patateste bulunmaktadır.Kanserle bağlantısı vardır.

Mikrodalga fırının yüksek ısısı teflon tavalardaki kimyasallar,çok ince plastik bardak ve tavalar,zımba telli poşet çaylar,alüminyum mutfak eşyaları ve alüminyum folyo kullanımı sağlığa zararlı olabilmektedir.

Flor diş çürüklerini önleyememektedir.Sodyum florür toksik bir maddedir,çocuklarınıza flor tableti vermeyiniz.

Genel öğütler

Streslerden uzak durun

Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun

Yeteri derecede egzersiz yapın

Tuzu azaltın

Kaynakça:Ahmet Aydın Pediatrik Onkoloji Kanser ve beslenme s:1353-1382